Kitap MeraklısıKitap meraklısı olanlar bilirler ki, her aldıkları kitap sadece kitap değildir. O bir bilgi objesi olmasının yanı sıra, büyük emeklerin ürünü bir nesnedir. Yazarının, çizerinin, harman yapanın, ciltleyenin hepsinin dokunduğu, zihnini akıttığı hazinedir o.

O nedenledir ki; özellikle ciltlenmiş kitap, daha da özeli eski kitabı alan kitap meraklısı, önce aldığı kitabı okşarcasına dokunur.

Elini yüzeyinde gezdirir, sayfalarını açmadan, kitapta onlarca –bazen yüzlerce- yılda birikmiş olanlara kendini de dahil eder.

Bilinir ki her dokunuş, bilginin biraz daha arttırıldığının kanıtıdır. Kim bilir belki de bilgi okunarak değil, dokunarak elde ediliyordur ve kitap meraklıları bunu keşfetmişlerdir.

Eskinin el yazması kitaplarını insan düşündüğünde ‘dokunma’ hissinin artmasının nedenlerinden biri de bu olsa gerek…

Antik bir kente gidildiğinde, bir müze ziyaretinde, insanın dokunma isteği artar. Oradaki dokunma, bir taşa, tahtaya, metale dokunma isteği değildir.

Zamana dokunmaktır,

Tarihe dokunmaktır,

Bilgiye dokunmaktır,

Ve en önemlisi insana ve emeğine dokunmaktır.

Sinema tarihinin en güzel sahnelerinden biri Yönetmenliğini Steven Spielberg’ün E.T filmindeki uzaylı yaratık ile çocuk oyuncunun (Henry Thomas) parmaklarını dokundurduğu andır.

Sanat tarihinde birçok esere de konu olan ‘o dokunma’, sadece dokunma değildir.

Kitaba dokunmak da, tam da böyle bir dokunmadır işte.

Bu duyguların yüzlerce yıl taşınabilmesi için; ‘yapın işte oradan bir cilt’ demek yerine, kitabın içerdiği bilgiyi yüzeye aktaracak bir ince sanatı harekete geçirmek, onu uygulayacak birlerini bulmak önemlidir.

‘El vermek’ Anadolu’nun yüzlerce yıllık geleneğinin gizli mimarıdır. Uygarlığın büyümesinin en önemli mimarlarından biri de kitaba dokunmak olabilir. Zira orada da bir el vermek var…