blog-gorselİnsanın kitapla serüveni, insanın “zamanın ruhu” ile olan serüvenine paralellik taşır. Bu ruha uygunluğun “yüzü” de kitap kapaklarıdır.

Kitapların az basıldığı ve kitap üzerinde işçiliğin daha uzun olduğu geçmiş zamanlarda, sayfa düzeni ve tipografisi, özellikle de kapakları, kitabın içeriğine ve ruhuna uygun olarak hazırlanırdı. Kitabın tasarımını yapan grafik tasarımcı, mutlaka kitabın içeriğini de bilirdi. Bunun için ya kitabın metnini okurdu, ya da yazarı tarafından içeriği ona anlatılırdı.

Bugün kitap da endüstriyel bir ürün olarak rekabetin bir nesnesi. Basılan kitap sayısının artması ve satış kaygıları, kitapları ilgi çeken, vitrinde göze batan, albenili bir nesneye dönüştürmüş durumda.

Bu durumu anlamak çok mümkün. Özellikle çok satma kaygısı taşıyan kitaplarda bu kendisini o kadar ileri düzeyde gösteriyor ki, kitaplar “kitabın ruhu”nun dışına çıkmış durumda.

Renkler, tipografi ve imajlar… Hiçbiri kitabın içeriğini taşımıyor.

Bunun temel nedenlerinden biri ise; eskinin sadece kitap tasarlayan grafik tasarımcılarının yerini, her tür tasarımı yapan günümüz grafik tasarımcılarının almış olması.

Oysa kitaplar, dünyanın bilgileridir ve “kullan at” malzemesi olmamalıdır. En “popcorn” kitap bile, zamanının izlerini üzerinde taşır… Bu nedenledir ki, kitap tasarımı, sadece kitap tasarımı yapan grafik tasarımcılar tarafından yapılmalıdır.

Hele işin içine özel kitaplar, özel ciltler girdiği zaman, bu konu daha da önem taşır.

Kitabın içeriği, yazarın kimliği, kullanılan kağıt, tipografi, kapakta kullanılacak malzeme, şömiz… vs. vs.

Bütün bunlar bir araya gelir ve içeriği de içinde barındıran “kitabın ruhu” ortaya çıkar. Kütüphanelerde bazı kitapların insanı kendine doğru çekmesinin altında da “ilgi alanı” olmasının ötesinde bu ruh yatar.

Kitaplar… Yazarı ve sonrasında ortaya çıkaranların kulağına ruh üflediği bilgi nesneleridir… O nedenle onlara özen göstermek gerekir.