cilt kitapHer kitap içinde bir ya da birçok hayatı barındırır. Kitabın kahramanları, kitabın yazarı, kitabın etkiledikleri, kitaba ilham verenler… vs.
Kitabın içeriğini oluşturan hayatlar ile bizatihi kitabın kendi hayatı arasında bir paralellik kurmak mümkün müdür?
Ömürler…
Kitaba konu olan her hayat, bir anlamda sonsuzluğa düşülmüş notlardır. O hayatlar, kitapla birlikte yaşamaya devam eder.
Kitap nesnesi de, tıpkı bütün canlılar gibi “ömürlü”dür.
İnsanın kitapla serüveni, aynı zamanda hayat ile olan serüveni ile koşut gider. Yazılar önce değişik yüzeylere yazılıyor ve tek tek saklanıyorlardı.
Ne zaman ki; esnek, katlanabilir, kesilebilir yüzeylere yazı yazılmaya başlandı, bu yüzeyleri bir arada tutmak için sayfalar birbirine dikilmeye başlandı.
Ve o günden bu yana bilginin toplandığı yüzeyler ile o sayfaların bir araya getirilmesi ve korunması için kapak içine alınması, “insanın en heyecan verici” bir alanı inşa etmesinin önünü de açmıştır.
Evet. Cilt…
İnsanı bütün dış koşullardan koruyan yüzeye verilen ismin, kitabın dış yüzeyi içinde kullanılıyor olması, kitap ile insan arasında kurulan bağın, iyi bir göstergesidir.
İçindeki bilgiler kadar değerli olan kapaklar.
Kitabı, “bilgi nesnesi” olmasının yanısıra “sanat nesnesi” haline getiren o büyülü el becerisi çalışmalar.
Yüzlerce yıl önceden bugüne kitaplar gelebildiyse, bunun en büyük nedeni, büyük cilt ustalarının, olağanüstü yaratıcıkları ve bilgi üretmelerindendir.
Geçmişten bugüne yapılmış özel cilt uygulamalarına bakıldığında, cildin; sanatın belki de Nirvanalarından biri olarak kabul edilmiş olmasını anlayabiliyoruz.
Bugün o usta işlerin devam ettirilmesi, teknolojiye yenik düşürülmemesi gerektiğini düşündüren onlarca neden var.
Zira bazı bilgiler, özel ustaların elinden çıkacak, özel ciltler içinde korunmayı ve gelecek nesillere taşınmayı hak ediyor…