Atlas

Büyülü Gerçekçilik akımının en önemli yazarlarından olan Jorge Luis Borges, “Alçaklığın Evrensel Tarihi” adlı kitabında; “… O İmparatorluk’ta Haritacılık Sanatı o denli mükemmelliğe ulaşmıştı ki, tek bir eyaletin haritası bir şehri ve İmparatorluk’un kendisinin Haritası bütün bir eyaleti kaplıyordu. Zaman içerisinde, bu ayrıntılı haritalar biraz eksik bulundu ve Haritacılık Okulu, İmparatorluk’la bire bir ölçekte bir İmparatorluk Haritası geliştirdi, öyle ki, harita, noktası noktasına gerçeğiyle çakışıyordu. Haritacılık Bilimine daha az önem veren sonraki kuşaklar, bu boyuttaki bir haritanın kullanışsız olduğuna karar verdiler ve biraz saygısızlık da ederek onu Güneş ve Yağmur altında yıpranmaya terk ettiler. Batı çöllerinde haritanın yırtılmış parçaları bugün bile bir hayvana ya da bir dilenciye barınak olabiliyor; coğrafya biliminden tüm ulusa kalan yalnızca budur.” diye yazar. Gerçekten de haritalar insanlığın en fantastik keşiflerinden biridir. İnsanın bu dünya üzerinde konumlanmasını ve öte diyarların nasıl yerler olduğunu öğrendiğimiz en değerli bilgi hazineleridir.

Haritalar… İnsanlık tarihinin basılı en önemli belgelerinin başında geliyor. Bugünün dünyasında dijital ve uzay teknolojileri, haritacılığı ve haritaların yer aldığı “atlas”ları da gündelik yaşamın içinden biraz uzaklaştırmış görünüyor. Kimse artık torpido gözlerinde harita dolaştırmıyor, çocuklar halının üzerine yatıp, atlaslar üzerinde “uzak diyarlar” hayalleri kurmuyor.

Akıllı telefonlara “gidilecek yer” yazıldığında, mekanik bir ses, “insanı robotlaştırıyor”.

Oysa haritalar, “yol bilgisi” değildir.

Doğanın ve insanlığın hafızasıdır. Ona bakıp, dağlar nehirler, vadiler, göller… Kısaca tüm coğrafi oluşumlar ve onun üzerinde insanlığın belirlediği sınırlar, kentler, yollar… Hepsini görüp, yeni yerler keşfetme isteği.

Dünyayı tanımanın yolu, dünyanın içine sığdırıldığı o muhteşem yüzeylerin üzerinde parmaklarımızı gezdirmemizdir.

Baskı teknikleri ve cildin en geliştiği alanlardan biri de harita ve atlas basımıdır.

Cildi, kapak tasarımı, sırtın birbirini tutuyor ve taşıyor olabilmesi ve en önemlilerinden biri, bu kadar büyük bir yüzeyde kullanılan kilit sistemleri. Bütün bunlar “incesanat”lı işler olarak geçmişten bugüne geliyor.

Bu konuda ki en güzel örneklerden biri 1660 yılında İngiltere Kralı II. Charles’a sunulan Klencke Atlas’ıdır*. Atlas bugüne kadar basılmış en büyük atlas olma özelliğini taşımaktadır. 17.yy.dan kalan bu atlas, hem atlasların tarihi, hem de baskı teknikleri bakımından, Borges’in büyülü gerçekçilik metinlerini andırıyor. Günün birinde böyle atlasların, bugünün tekniği ile basılması, insanlığın bilgisi bakımından da önemli görünüyor.

*Ayrıntılı bilgi için

http://www.openculture.com/2015/09/behold-the-largest-atlas-in-the-world-the-six-foot-tall-klencke-atlas-from-1660.html

 

Kaydet